İstanbul’da faaliyet gösteren Akkaş Hukuk ve Avukatlık Bürosu müdürlerin işe iade davası ile ilgili olarak avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Avukatlarımız işe iade davaları konusunda edindikleri 25 yıllık deneyim ve bilgiler çerçevesinde, müvekkillerimize en etkili sonucu sağlamak için avukatlık hizmeti vermektedirler.

Hangi Müdürler İşe İade Davası Açabilir?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. Maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yaralanabilmesi, işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gereklidir.

Burada İş Kanunu işveren vekillerini iki grup olarak ele almıştır. Birincisi işletme bütününü sevk ve idare eden işveren vekili veya yardımcıları (genel müdür ve genel müdür yardımcısı), ikincisi de işyerinin bütünü sevk ve idare eden ve işçi alma çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri; müdürler olarak ayırmıştır.

Hangi Müdürler İşe İade Davası Açabilir?

Bu hükme göre birinci gruba giren işçi, işletmenin tümünü yöneten genel müdür ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Ancak işçinin, sadece genel müdür veya genel müdür yardımcısı ünvanı verilmesi önemli olmayıp ayrıca KENDİSİNE TEMSİL YETKİSİ VERİLİP VERİLMEDİĞİ VE İŞLETMENİN BÜTÜNÜNÜ YÖNETİP YÖNETMEDİĞİ unsurlarının da varlığı aranmaktadır. Bu durumda işveren vekili olarak açılan her işe iade davasında, işçi olan genel müdür veya yardımcısının görev tanımı ve konumuna Mahkemenin ayrıca irdelemesi gerekmektedir. Eğer işe iade davası açan bir genel müdüre, işyeri tarafından temsil yetkisi verilmemiş veya genel müdür olan işçiye işletmenin bütünü yönetmesi de söz konusu değil ise işveren vekili olan genel müdür veya yardımcısı işe iade davası açmaya hak kazanacaktır.

İşveren vekili olarak ikinci gruba giren işçi, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken 18. Madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ek ilave olarak bu gruba giren işçilerde işe alma ve çıkarma yetkisine sahip olması şartı aranmıştır. Bu durumda işveren vekili sayılması için, işyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi alma çıkarma yetkisi ile birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şube müdürü ile fabrika müdürü işyerini sevk ve idare etmekle birlikte, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu 18 maddesi uyarınca işveren vekili sayılmaz ve işçi işe iade davası açmaya hak kazanır. Aynı şekilde, işe alma ve çıkarma yetkisi bulunan İNSAN KAYNAKLARI MÜDÜRÜ ile PERSONEL MÜDÜRÜ, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yaralanabilir ve bu kişiler işveren vekili sayılmazlar. Genellikle ana merkezi farklı bir ilde olan ve Türkiye çapında temsilcilikleri bulunan ve genel merkezden veya bölge olarak yönetilen işyerlerinde sık karşılaşılan durumdur.

Çalışma hayatında şirketler, sürekli olarak organizasyon değişikliği yapmakta ve her geçen gün bir öncekine oranla daha fazla kar payı almak için çaba sarf etmektedirler. Bu sebeple de öncelikle üst kademede olan bölüm müdürleri, genel müdür ve yardımcıların işten uzaklaştırılmaları söz konusudur. Müdürler, her ne kadar işveren tarafına daha yakın gibi gözükse de onların da işçi sayıldıkları ve İş Kanunu gereğince haklarının bulunduğu unutulmamalıdır. Bu sebeple yukarıda iki grup olarak belirtmiş olduğumuz işveren vekillerinin, işe iade davası açmaya hakkı bazı şartlar gerçekleşmesi halinde bulunmaktadır.

İstanbul İş Hukuku Avukatı Olarak Hizmetlerimiz

İstanbul iş hukuku avukatı ekibimiz iş hukuku ve iş hukuku davaları konusunda edindikleri 25 yıllık deneyim ve bilgiler çerçevesinde; işçi müvekkillerimiz adına ihbar tazminatı davası, kıdem tazminatı davası ve işe iade davalarının açılması ve takibi, mobbing ve kötü niyet tazminatlarına ilişkin davaların açılması ve takibi, fazla mesai ücretleri ve yıllık ücretli izinlerin kullandırılması, hesaplanması ve tahsili davaları açmakta ve takip etmektedirler. İş hukuku avukatlarımız işveren müvekkillerimize işçi ve işyeri güvenliği konusunda dikkate alınması gereken hususlarda danışmanlık yapılması, işveren ve çalışanların haklarının korunması, işçiler tarafından açılacak davalarda haklarının korunması, güncel mevzuat ile uyumlu iş sözleşmesi hazırlanması ve iş sözleşmesinin feshi süreçlerinin yönetilmesi konularında danışmanlık yapmakta, dava ve dava dışı işlemlerde hukuki destek vermektedirler.

İş hukukuna ilişkin düzenlemelerin asıl olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nda bulunmaktadır. Dolayısıyla bir hukuki uyuşmazlığın olması durumunda ilk olarak bu kanuna bakılması gerekmektedir. Bunun dışında; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu‘nda, 854 sayılı Deniz İş Kanunu‘nda, 5953 sayılı Basın İş Kanunu‘nda, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu … gibi kanunlarda iş hukukuna ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Bu kanunlar daha özel nitelikli kanunlar olup, bu kanunların alanına giren uyuşmazlığın bulunması durumunda ilgili kanunun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Ayrıca bazı hallerde 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun da uygulanması söz konusu olmaktadır.

Müdürlerin İşe İade Davası ile ilgili Avukatlarımıza Ulaşın

İstanbul‘da çalışmalarına devam eden Akkaş Hukuk ve Avukatlık Bürosu‘na ve iş hukuku avukatı kadromuza  İletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.